Kendini öyle bir kaptırıyorsun ki koşturmacaya, bırak etrafındakileri, özlediklerini, aileni, kendini bile unutuyorsun. Acıktığını, üşüdüğünü, yorulduğunu, bitmek üzere olduğunu farketmiyorsun. Etrafındaki sesler kısılıyor, gördüklerin bulanıyor, dokundukların sert.
Saatler sonra oturduğunda yorgunluğunu hissetmek gibi, haftalar, belki yıllar sonra gittiğin bir yerde farkediyorsun zamanın nasıl akıp gittiğini, nasıl eridiğini, nasıl hatırlayamadığını, nasıl harcandığını. Gittiğin yer, öyle senin için özel bir yer değil aslında. Hani o her gidişinde rahatladığın, belki ağladığın, belki saatlerce sessizce oturduğun, gökyüzünü izlediğin ya da ciğerinin, nefesinin en derinlerine sakladığın anılarını bir of’la havaya karıştıran yer değil.
Algıların öyle bir açılıyor ki, sanki yeniden doğuyorsun. Öylesine yoğun bir duygu ki, ibadet etmemişçesine tanrıya sarılıyorsun, korku, hayranlık ve huzurla. Teninde ve göz kapaklarının üzerinde nem, yanaklarında ve saçlarında ürperten, ama üşütmeyen rüzgarın izi, ellerinde eli.
Gözlerini kapatıp dinliyorsun. İstiyorsun, diliyorsun. Büyük rastlantılar, büyük beklentiler..
(Model: Selen, Aralık 2010/Galata)
Fonda Elbow-Great Expectations
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.