December 10th, 2011 § § permalink
Bu sefer gerçekten uzun bir ara oldu. Evden fazla çıkmadığım gibi, buralara da uğramadım. Ama işte yine kürkçü dükkanındayım.
Ne mi yaptım?
Askerlik bitti.. 6 aylık Gökçeada macerası, iyi,kötü,özel,güzel,sıkıcı,eğlenceli Gökçeada macerası bitti. Hayatımın acayip bir 6 ayını kalbime ve beynime gömerek bu konuyu hemen kapatıyorum.
Sonrasında ise güzelce dinlendim, müzik dinledim, gezdim, uyudum( ne kadar yüzeyselim di mi? ). 2 kere özlediğim 90′lar gecesi düzenledim. Acaba ben mi sıkılmıyorum sadece? diye düşünürken, gördüm ki kimse sıkılmıyormuş, sevindim.
Arkadaşımla bir miktar web sitesi yaptık. Bunlardan benim için en önemlisi Sahne Önü. Yıllardır yapmak istediğimiz müzik sitesini sonunda hayata geçirebildik. Bununla ilgili daha detaylı bilgiyi projeler kısmına ekleyeceğim.
Hazır çalışmıyorken etkinlik işlerini düzene koydum, Ocak ayından itibaren daha güzel mekanlarda, daha farklı kitlelere ulaşabileceğim organizasyon haberleri yazıcam buraya, umarım.
Dizimdeki sakatlıktan dolayı 1 ay dans edemedim, derslere tekrar başladım.
Son olarak, 2 gün önce tekrar kurumsal hayata dönerek çalışmaya başladım. Üretim şart tabi ki.
Ne mi yapacağım?
Her insan gibi ben de yeni yılla ilgili yeni kararlar alaağım 1-2 hafta sonra. Öyle kökten değişiklikler değil tabi ki, hayatımdan memnun bir insanım. Ama yine de bazı şeyler değişecek.
Buraya daha fazla zaman ayıracağım. Bu sefer ciddiyim
Yeni projeler peşindeyim, yavaş yavaş onlara başlayacağım. Uzun süreçte gerçekleşecek şeyler biliyorum, ama başlamak lazım
O zaman bir kış masalına daha başlayalım..
(*Vay, Sezen Aksu-Vay idi)
August 14th, 2011 § § permalink
Bugün doğum günüm. 26 bitiyor. Çok geyik olacak ama, cidden nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Geriye baktığındaki zaman ile yaşadığın zaman çok farklı. Gördüğün ile hatırladığın, duyduğunla dinlediğin çok farklı. Annem diyor ki bugün “63 yıl nasıl geçti”, sustum tabi, 26 ne lan…
Bir süredir askerim, mecburiyetten işte, yapıcak bişey yok. 1 ay Amasya macerası, oradan Gökçeada. Nereden baktığına göre değişir ama bana göre rahat bir askerlik yapıyorum. 33 günüm kaldı, bitse de gitsek. Şu an evci iznimde olduğum için gecenin 2′sinde yazabiliyorum.
Yaşadıklarımı değil ama, hissettiklerimi yazmak isterim. Ama önce, üzerinden bir süre geçmesi lazım. O da muhtemelen 2 ay sonra olacak. O zamana kadar buralar biraz daha boş olacak, ben biraz daha amele yanığıyla dolacağım, hayat hızla akıp gidecek, muhtemelen yeni güzel müzik yapılmayacak, dikkatinizi çekenleri lütfen bana yollayın, kaçırırsam üzülürüm. Şimdilik Gökçeada’dan sevgilerle..
April 8th, 2011 § § permalink
Bir süreliğine -6 ay gibi, buralardan uzak olacağım. Fırsatım olursa yazmaya çalışırım. En iyisi ben yokken siz bu şarkıyı dinleyin bol bol.
Myslovitz – Sound of Solitude
February 24th, 2011 § § permalink
-Ocak sonu, şubat başı yoğun bir şekilde çalıştığımız gösteriyi sonunda Amsterdam’da yapabildik. Öncesi de sonrası da film gibi bir 10 gün yaşadım. Nezarethane, polis, mahkeme, unutulan şov kıyafetleri, güzel kafalar, unutulan otel parası, hollanda hükümetiyle ilgili tehditler, babannenin, güzel insanın vefatı ve sonrası falan..
-dans etmeyi çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Kafayı böylesine boşaltabildiğim başka bir aktivite bulamadım henüz.
-Halen uzun cümle kuramıyorum gördüğünüz üzere.
-Tahminen 20 gün sonra işi bırakıyorum, nisanda askerim.
-Yazmayı düşündüğüm yazıyı Meren yüzünden yazamıyorum. Beni yine türlü türlü düşünceler sardı.
-Bugün, bir arkadaşım daha hayalinin peşinden koşmak için istifa etti. Alkışlar ona.
-Bu gece uzo-meze günü, yanında da eski rum müzikleri. Eressos’taki huzuru özledim.
February 4th, 2011 § § permalink
Uğraş, didin, yorul falan. Nereye kadar ulen?
Bu hafta;
-Çok yoruldum ( yoruldum demeyecektim ama yoruldum)
-Defne Joy vefat etti, huzurla uyusun.
-Amsterdam öncesi ilk ve son gösterimizi yaptık.
-Yarın İzmir’e gidiyorum, mutluyum, çok mutluyum.
Böyle de bir hayat biçimi var;
http://www.needles-pens.com/plrdkiddartsale.html

January 4th, 2011 § § permalink
Kendini öyle bir kaptırıyorsun ki koşturmacaya, bırak etrafındakileri, özlediklerini, aileni, kendini bile unutuyorsun. Acıktığını, üşüdüğünü, yorulduğunu, bitmek üzere olduğunu farketmiyorsun. Etrafındaki sesler kısılıyor, gördüklerin bulanıyor, dokundukların sert.
Saatler sonra oturduğunda yorgunluğunu hissetmek gibi, haftalar, belki yıllar sonra gittiğin bir yerde farkediyorsun zamanın nasıl akıp gittiğini, nasıl eridiğini, nasıl hatırlayamadığını, nasıl harcandığını. Gittiğin yer, öyle senin için özel bir yer değil aslında. Hani o her gidişinde rahatladığın, belki ağladığın, belki saatlerce sessizce oturduğun, gökyüzünü izlediğin ya da ciğerinin, nefesinin en derinlerine sakladığın anılarını bir of’la havaya karıştıran yer değil.
Algıların öyle bir açılıyor ki, sanki yeniden doğuyorsun. Öylesine yoğun bir duygu ki, ibadet etmemişçesine tanrıya sarılıyorsun, korku, hayranlık ve huzurla. Teninde ve göz kapaklarının üzerinde nem, yanaklarında ve saçlarında ürperten, ama üşütmeyen rüzgarın izi, ellerinde eli.
Gözlerini kapatıp dinliyorsun. İstiyorsun, diliyorsun. Büyük rastlantılar, büyük beklentiler..
(Model: Selen, Aralık 2010/Galata)
Fonda Elbow-Great Expectations